Cari Oran Nedir? İdeal Cari Oran Kaç Olmalı?
Arda Kaplan · · Finansal Oranlar
Bir şirket kâğıt üzerinde ne kadar kârlı görünürse görünsün, önümüzdeki aylarda vadesi gelen borçlarını ödeyecek kaynağı yoksa ciddi bir sorunla karşı karşıya demektir. Yatırımcıların bir şirketin kısa vadeli ödeme gücünü ölçmek için başvurduğu en yaygın gösterge cari orandır. Peki cari oran nedir, nasıl hesaplanır ve ideal cari oran kaç olmalıdır? Bu yazıda cari oran formülünü örnek bir hesaplamayla açıklayacak, sektörlere göre değişen "ideal" değerleri ele alacak ve bu oranı yorumlarken sık yapılan hatalara değineceğiz.
Cari Oran Nedir?
Cari oran, bir şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli yükümlülüklerine bölünmesiyle bulunan likidite oranıdır. Likidite, varlıkların nakde dönüşme hızını ifade eder; likidite oranları da şirketin kısa vadeli borçlarını ödeme kabiliyetini ölçer. Cari oran bu ailenin en bilinen üyesidir ve basitçe şu soruya cevap verir: Şirket, önümüzdeki bir yıl içinde ödemesi gereken borçlarını, yine bir yıl içinde nakde dönmesi beklenen varlıklarıyla karşılayabilir mi?
Burada önemli bir ayrımın altını çizelim: Kârlılık ile likidite farklı kavramlardır. Bir şirket dönem sonunda yüksek kâr açıklarken, kârının önemli bölümü henüz tahsil edilmemiş alacaklarda veya satılmayı bekleyen stoklarda kilitli olabilir. Cari oran tam da bu noktada devreye girer ve kâr rakamının ötesine geçip ödeme gücünün fotoğrafını çeker.
Tanımdaki iki kavramı açalım:
Dönen varlıklar: Nakit ve nakit benzerleri, banka mevduatı, ticari alacaklar (müşterilerden tahsil edilecek tutarlar), stoklar ve peşin ödenmiş giderler gibi bir yıl içinde nakde dönmesi ya da kullanılması beklenen varlıklardır.
Kısa vadeli yükümlülükler: Bir yıl içinde ödenmesi gereken banka kredileri, tedarikçilere olan ticari borçlar, ödenecek vergiler ve çalışanlara ilişkin borçlar gibi kalemlerdir.
Her iki kalem de şirketin finansal durum tablosunda, yani bilançosunda yer alır. Bu kalemlerin bilançoda nasıl sıralandığını Bilanço Nedir, Nasıl Okunur? yazımızda ayrıntılı biçimde anlatmıştık; cari oranı doğru yorumlamak için bilanço okuma alışkanlığı sağlam bir temel oluşturur.
Cari Oran Nasıl Hesaplanır? Cari Oran Formülü
Cari oran formülü oldukça basittir:
Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler
Sonuç bir katsayı olarak okunur. 1'in üzerindeki değerler dönen varlıkların kısa vadeli borçlardan fazla olduğunu, 1'in altındaki değerler ise borçların dönen varlıkları aştığını gösterir.
Örnek Hesaplama: ABC A.Ş.
Formülü hayali bir şirket üzerinden uygulayalım. ABC A.Ş.'nin dönem sonu bilançosundan aldığımız veriler şöyle olsun:
Bilanço KalemiTutar (milyon TL)Nakit ve nakit benzerleri150Ticari alacaklar300Stoklar320Diğer dönen varlıklar30Dönen varlıklar toplamı800Kısa vadeli yükümlülükler toplamı500
Cari Oran = 800 / 500 = 1,6
Bu sonuç şu anlama gelir: ABC A.Ş.'nin her 1 TL'lik kısa vadeli borcuna karşılık 1,60 TL'lik dönen varlığı bulunmaktadır. Şirket, mevcut varlık yapısıyla kısa vadeli yükümlülüklerini karşılayabilecek konumdadır.
İdeal Cari Oran Kaç Olmalı?
Klasik finans literatüründe genel kabul, cari oranın 1,5 ile 2 arasında olmasının sağlıklı bir likidite yapısına işaret ettiği yönündedir. Kaba bir çerçeve çizmek gerekirse:
1'in altı: Dönen varlıklar kısa vadeli borçları karşılamıyor; likidite riski sinyali olabilir.
1 – 1,5 arası: Sınır bölge; sektörün nakit döngüsüne göre yeterli de olabilir, zayıf da.
1,5 – 2 arası: Genel kabul gören sağlıklı aralık.
2'nin (özellikle 3'ün) üzeri: Güçlü likidite; ancak aşırı yüksek değerler kaynakların atıl kaldığına da işaret edebilir.
Bununla birlikte tek bir "ideal cari oran" değerinden söz etmek yanıltıcı olur; ideal seviye sektöre göre ciddi biçimde değişir. Zincir marketler gibi perakende şirketleri, müşteriden peşin tahsilat yapıp tedarikçilere 60–90 gün vadeyle ödeme yaptıkları için 1'in altında cari oranla yıllarca sorunsuz çalışabilir. Hizmet bedelini önceden tahsil eden, örneğin bilet ön satışı yapan şirketlerde de benzer bir yapı görülür. Buna karşılık hammadde ve mamul stoğu taşıyan, müşterilerine vadeli satış yapan bir sanayi şirketinde 1,5'in altındaki değerler daha yakından incelenmeyi hak eder. Bankaların kredi tahsis sürecinde cari orana bakmasının nedeni de budur: Oran, şirketin kısa vadeli yükümlülüklerini çevirme kapasitesine dair ilk ipucunu verir.
Bu nedenle cari oranı değerlendirirken iki karşılaştırma ekseni kullanmak gerekir: şirketin kendi geçmişi (oran son çeyreklerde yükseliyor mu, düşüyor mu?) ve sektör ortalaması (benzer iş modeline sahip şirketler hangi seviyede çalışıyor?). Tek bir dönemin rakamı, trendin anlattığı hikâyenin yanında çoğu zaman eksik kalır.
Cari Oran Nasıl Yorumlanır?
Cari Oranın 1'in Altında Olması Ne Anlama Gelir?
Cari oran 1'in altına indiğinde, dönen varlıklar ile kısa vadeli yükümlülükler arasındaki fark olan işletme sermayesi negatife dönmüş demektir. Bu durumda şirket, kısa vadeli borçlarını çevirmek için yeni finansman bulmak, varlık satmak ya da faaliyetlerinden hızlı nakit üretmek zorundadır. Borçlanma maliyetinin yükseldiği dönemlerde bu tablo ek risk yaratır.
Ancak yukarıda değindiğimiz gibi bazı iş modellerinde negatif işletme sermayesi olağandır. Peşin satış yapan perakendeciler ya da hizmet bedelini önceden tahsil eden şirketler, müşteri ve tedarikçi vadeleri arasındaki farkı kendi lehlerine kullanır. Dolayısıyla 1'in altındaki bir cari oran otomatik olarak "kötü" değildir; şirketin nakit döngüsüyle birlikte okunmalıdır.
Cari Oranın Çok Yüksek Olması İyi mi?
İlk bakışta 3 – 4 gibi yüksek bir cari oran güven verici görünür. Ne var ki oranın neden yüksek olduğuna bakmak gerekir. Satılamayan stoklar ya da tahsilatı geciken alacaklar dönen varlıkları şişirerek cari oranı yapay biçimde yükseltebilir. Bir diğer olasılık, şirketin büyük bir nakit tutarını atıl biçimde bekletmesidir; yatırıma, borç azaltmaya ya da ortaklara dağıtıma yönlendirilmeyen kaynak, uzun vadede kârlılığı baskılayabilir. Özetle çok yüksek cari oran her zaman verimli bir yönetimin işareti değildir.
Cari Oranın Sınırları: Nelere Dikkat Etmelisiniz?
Cari oran pratik ve hızlı bir gösterge olsa da tek başına kullanıldığında yanıltabilir. Yorum yaparken şu noktaları göz önünde bulundurmanızda fayda var:
Stokların kalitesi: Stoklar dönen varlık sayılır ama her stok kolayca nakde dönmez. Talebi düşen ya da modası geçen ürünler bilançoda değerli görünse de satış fiyatı beklenenin altında kalabilir.
Alacakların tahsil kabiliyeti: Ticari alacakların bir kısmı gecikmeli tahsil edilebilir ya da hiç tahsil edilemeyebilir. Dipnotlardaki şüpheli alacak karşılıkları bu konuda fikir verir.
Bilanço bir fotoğraftır: Cari oran, dönem sonundaki tek bir günün görüntüsüne dayanır. Sezonluk çalışan şirketlerde oran çeyrekten çeyreğe belirgin biçimde dalgalanabilir.
Nakit akışını göstermez: Oran, varlıkların defter değerine dayanır; şirketin faaliyetlerinden gerçekte ne kadar nakit ürettiğini görmek için nakit akış tablosuna da bakmak gerekir.
Enflasyon muhasebesinin etkisi: TMS 29 uygulamasıyla stoklar gibi parasal olmayan kalemler endekslenerek bilançoya yansır. Bu durum dönen varlık toplamını, dolayısıyla cari oranı etkileyebilir; dönemler arası karşılaştırmada aynı muhasebe esasının kullanıldığından emin olun.
Tek başına yeterli değildir: Likiditesi güçlü bir şirketin toplam borçluluğu yüksek olabilir. Bu yüzden cari oranı Borç/Özkaynak Oranı gibi kaldıraç göstergeleriyle, kârlılık ve verimlilik oranlarıyla birlikte değerlendirmek gerekir. Tüm oran ailesine toplu bir bakış için Finansal Oranlar Rehberi yazımıza göz atabilirsiniz.
Şunu da hatırlatalım: Yukarıdaki eşik değerler genel bir çerçeve sunar; tek bir orana bakarak alım satım kararı vermek sağlıklı olmadığı gibi, bu yazıdaki açıklamalar da yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.
Cari Oran ile Asit-Test ve Nakit Oranı Arasındaki Fark
Cari oranın en çok eleştirilen yönü, kolay nakde dönmeyebilen stokları da hesaba katmasıdır. Bu eksikliği gidermek için iki kardeş oran kullanılır:
Asit-test (likidite) oranı: (Dönen Varlıklar − Stoklar) / Kısa Vadeli Yükümlülükler. Stoklar dışarıda bırakıldığı için şirketin stok satmaya ihtiyaç duymadan borç ödeme gücünü ölçer.
Nakit oranı: Nakit ve Nakit Benzerleri / Kısa Vadeli Yükümlülükler. En ihtiyatlı likidite ölçütüdür; yalnızca kasadaki ve bankadaki paraya bakar.
ABC A.Ş. örneğine dönersek: asit-test oranı (800 − 320) / 500 = 0,96, nakit oranı ise 150 / 500 = 0,30 çıkar. Cari oran 1,6 ile rahat görünürken, asit-test oranının 1'in hafif altında kalması şirketin likiditesinin önemli ölçüde stoklara dayandığını gösterir. Üç oran birlikte okunduğunda likidite resmi çok daha net hale gelir: Cari oran geniş, asit-test orta, nakit oranı ise dar bir mercektir.
Cari Oranı Pratikte Nasıl Takip Edersiniz?
Cari oranı hesaplamak için şirketlerin KAP'ta yayımladığı finansal tablolardan dönen varlıklar ve kısa vadeli yükümlülükler toplamlarını alıp bölmeniz yeterlidir. Ancak takip ettiğiniz şirket sayısı arttıkça bu işlemi her bilanço döneminde elle tekrarlamak, üstelik sonuçları geçmiş dönemlerle ve sektörle karşılaştırmak zahmetli hale gelir.
Bu noktada hazır hesaplanmış oran setleri işinizi kolaylaştırır. Finkap'ın Oran Analizi sayfasında cari oran, asit-test ve nakit oranı dahil likidite oranları her şirket için dönem dönem hesaplanmış olarak sunulur; Hisse Filtreleme aracıyla da "cari oranı 1,5'in üzerinde olan şirketler" gibi kriterlerle Borsa İstanbul genelinde tarama yapabilirsiniz.
Cari oran, bilançodaki yalnızca iki kalemi kullanarak bir şirketin kısa vadeli finansal sağlığı hakkında saniyeler içinde fikir veren pratik bir göstergedir; gücü ise sektör ortalaması ve geçmiş trendle birlikte okunduğunda ortaya çıkar. Finkap'ta Borsa İstanbul'da işlem gören 600'den fazla şirketin cari oranı ve diğer likidite oranları her bilanço döneminde otomatik olarak hesaplanır; oranın çeyrekler içindeki seyrini inceleyebilir, şirketi sektörüyle yan yana koyabilir ve doğal dilde yazacağınız tek bir cümleyle kendi likidite filtrenizi kurabilirsiniz.
KapAI'ye doğal dille yazarak (örneğin "ROE'si %30 üzeri, borcu düşük şirketler") hisse filtreleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Cari oran nedir?
Cari oran, bir şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli yükümlülüklerine bölünmesiyle bulunan likidite oranıdır. Şirketin bir yıl içinde vadesi gelecek borçlarını, yine bir yıl içinde nakde dönmesi beklenen varlıklarıyla ne ölçüde karşılayabildiğini gösterir.
İdeal cari oran kaç olmalı?
Genel kabul, cari oranın 1,5 ile 2 arasında olmasının sağlıklı bir likidite yapısına işaret ettiği yönündedir. Ancak ideal değer sektöre göre değişir; hızlı nakit döngüsüne sahip perakende şirketleri 1'in altında cari oranla sorunsuz çalışabilirken, stok ağırlıklı sanayi şirketlerinde daha yüksek değerler beklenir.
Cari oranın 1'in altında olması ne anlama gelir?
Cari oranın 1'in altında olması, dönen varlıkların kısa vadeli borçları karşılamaya yetmediğini, yani işletme sermayesinin negatif olduğunu gösterir. Bu durum likidite riskine işaret edebilir; ancak müşteriden peşin tahsilat yapıp tedarikçiye vadeli ödeyen iş modellerinde olağan kabul edilir.
Cari oran ile asit-test oranı arasındaki fark nedir?
Asit-test (likidite) oranı, cari orandan farklı olarak stokları hesaplama dışında bırakır. Böylece şirketin stok satmaya ihtiyaç duymadan kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücünü daha ihtiyatlı biçimde ölçer.
Cari oran verisi nereden bulunur?
Cari oran, şirketlerin KAP'ta yayımladığı finansal durum tablosundaki (bilanço) dönen varlıklar ve kısa vadeli yükümlülükler kalemleri kullanılarak hesaplanır. Finkap gibi platformlarda ise Borsa İstanbul şirketleri için hazır hesaplanmış olarak sunulur.